BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı, 9-20 Kasım'da Türkiye'nin ev sahipliğiyle Antalya'da gerçekleştirilecek. Türkiye COP31 başkanlığını üstlenecek, müzakereleri ise Avustralya yönetecek. Zirvenin ana başlıklarından biri iklim taahhütlerini somut uygulamalara dönüştürmek olacak.
COP31 kapsamında uluslararası bir taahhüt üzerinde anlaşılması, küresel elektrifikasyon oranının 2035'e kadar mevcut yaklaşık yüzde 22 seviyesinden yüzde 35'e çıkarılmasını hedefliyor. Uluslararası Enerji Ajansı ile Ember verilerinden derlenen bilgilere göre dünya ortalaması 2024 sonu itibarıyla yüzde 21,6, Türkiye'nin oranı ise yüzde 21,5 olarak hesaplandı.
Ülkeler arasında oranlar belirgin farklılıklar gösteriyor. Norveç yüzde 49, İsveç yüzde 33, Japonya yüzde 30,6, Çin yaklaşık yüzde 30, ABD yüzde 22, Almanya yüzde 20,8 ve Hindistan yaklaşık yüzde 19 seviyesinde. Afrika ile bazı Orta Doğu ülkelerinde ise elektrifikasyon oranı düşük kalıyor.
Ember Baş Analisti Dave Jones, hedefin iddialı olmakla birlikte ulaşılabilir olduğunu değerlendiriyor. UEA verilerine göre hedefe ulaşılması, enerji ithalatçısı ülkelerin yıllık fosil yakıt ithalat faturasını 400 milyar dolar azaltabilir. Jones ayrıca elektrifikasyonun enerji güvenliği, ekonomik büyüme ve yaşam standartları açısından önem taşıdığını, düşük elektrifikasyon oranına sahip ülkeler için güneş enerjisi ve batarya teknolojilerinin yeni fırsatlar yarattığını belirtiyor.
UEA Enerji Analisti Alex Martinos, elektrifikasyonun hızlanmasının elektrik talebini son 10 yıldaki artış hızının iki katına çıkarabileceğini söylüyor. Düşük emisyonlu kaynaklardan üretilen elektriğin payı son 10 yılda yüzde 33'ten yüzde 42'ye yükselirken, küresel elektrik tüketimi artışının yaklaşık yüzde 70'i bu kaynaklardan karşılandı.
Sanayi, ulaşım ve binalarda elektrifikasyon için yıllık yaklaşık 320 milyar dolar yatırım yapılırken, 2035 hedefi için bu tutarın yaklaşık 1 trilyon dolara çıkması gerekiyor. Elektrik sistemine yıllık harcamanın 1,5 trilyon dolardan 2,5 trilyon dolara yükselmesi öngörülüyor. Yatırımların büyük bölümünün düşük emisyonlu elektrik üretimine, enerji depolamaya, şebekelere ve elektrikli araçlara yönlendirilmesi bekleniyor.
Kaynak: Bloomberg HT