Yakın zamandaki fon krizi, yurt içi birikimlerin yanı sıra toplumun adalet duygusunu da zedelemiştir. Yazıya göre, yılların emeğiyle oluşan tasarrufların haksız kazanca dönüşmesi yalnız ekonomik bir sorun değildir.
Adaletin sağlanması için suça karışanların tespit edilmesi, hukuk önünde hesap vermesi ve haksız kazancın mümkün olduğunca mağdurlara iadesi gerekir. Ancak cezalandırma tek başına piyasalarda güveni yeniden kurmaya yetmez.
Güven, yalnız borsa ve yatırım fonlarını değil, ekonomik hayatın bütününü kapsamalıdır. Sanayiciden esnafa, yatırımcıdan tasarruf sahibine kadar kesimler benzer olayların tekrarlanmayacağına inanmak ister. Temel unsur iyi niyet değil, kurumların sağlamlığı olmalıdır.
Merkez Bankası’nın Ağustos 2026 verilerine göre, gayrimenkul dâhil son on iki aylık doğrudan yatırımlar dengesi yaklaşık 946 milyon dolar net çıkış gösterdi. Bu durum, yatırım ihtiyacının bulunduğu bir dönemde sorgulanmalıdır.
Kamuda kapsamlı bir ücret ve insan kaynağı reformu önerilmektedir. Bir bekçinin aylık maaşı yaklaşık 73 bin lira, yıllarını mesleğe vermiş 4. sınıf bir emniyet müdürününki ise yaklaşık 111 bin lira olarak verilmiştir. SPK denetçileri ve diğer düzenleyici kurum uzmanları için de sorumluluk ile ücret dengesi sorgulanmalıdır.
Liyakat, rekabetçi ücretler, şeffaflık, bağımsız denetim ve hesap verebilirlik birlikte güçlendirilmelidir. Hukuka aykırı davranışın tespit edilme ihtimali yükseltilmeli, yaptırım caydırıcı olmalı, haksız kazancın elde tutulması engellenmelidir. Böylece suçun önlenmesi, cezalandırmadan daha fazla önem taşır.
Kaynak: Yeni Şafak