Körfez'de güç dengesi değişti: Hürmüz Boğazı'nın fiili kontrolü Tahran'a geçti
Petrol zengini Arap monarşileri, Hürmüz Boğazı'nın fiili kontrolünün İran'da olduğunu kabullenerek stratejik bir geri adım attı. ABD Başkanı Trump'ın 'Kontrol bizde!' açıklamalarına karşın saha verileri, boğazda İran kurallarının geçerli olduğunu ortaya koyuyor.

Ortadoğu'nun en kritik deniz geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndaki güç dengesi, sessiz ama köklü bir dönüşüm yaşıyor. Wall Street Journal'ın (WSJ) analizine göre, Körfez'in petrol zengini Arap ülkeleri, boğazın kontrolünün fiilen Tahran'a bırakılmasına razı oldu.
Savaş korkusu geri adımı zorunlu kıldı
Bölgedeki diplomatik kaynaklara dayandırılan haberde, Körfez ülkelerinin bu tutum değişikliğinin arkasında savaşın bedelinin çok daha ağır olacağı yönündeki değerlendirme yatıyor. Riyad yönetimi başta olmak üzere bölgesel aktörler, İran ile doğrudan bir çatışmanın kendi güvenliklerini ve ekonomik çıkarlarını tehlikeye atacağı görüşünde birleşti.
Trump'ın çıkışı ile saha gerçekleri çelişiyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın ısrarla sürdürdüğü "Kontrol bizde!" söylemi, bölgedeki fiili durumla örtüşmüyor. WSJ'nin aktardığı verilere göre Hürmüz Boğazı'nda seyir güvenliği, denetim ve güvenlik uygulamaları İran'ın belirlediği kurallar çerçevesinde yürütülüyor. Bu durum, ABD'nin bölgedeki askeri varlığına rağmen Tahran'ın stratejik üstünlüğünü koruduğunu gözler önüne seriyor.
Şemsiye stratejisi çöktü
Washington'ın yıllardır sürdürdüğü 'şemsiye koruma' doktrini, Hürmüz gerçeğiyle birlikte ağır bir yara aldı. Körfez monarşilerinin ABD'nin güvenlik garantisine olan güveninin sarsılması, bölgesel istikrar açısından yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor. Uzmanlar, İran'ın boğazdaki hakimiyetini pekiştirmesinin küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyeceğini ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabileceğini vurguluyor.
Öte yandan, Körfez ülkelerinin bu sessiz kabullenişi, İran ile Batı arasındaki nüfuz savaşında yeni bir safhayı işaret ediyor. Bölgedeki dengelerin hızla değiştiği bu süreçte, Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki statüsü küresel ekonomi ve uluslararası güvenlik açısından belirleyici olmaya devam edecek.

