İsrail'in 'bitmeyen savaş' stratejisi Tel Aviv-Washington hattını geriyor: ABD ile ilişkiler tarihinin en karanlık döneminde
Uluslararası ilişkiler uzmanları, İsrail'in 'sonsuz savaş' olarak nitelendirilen saldırgan dış politika anlayışı nedeniyle bölgede sorunlu bir aktöre dönüştüğünü ve Tel Aviv'in ABD ile ilişkilerinin tarihsel sürecin en sıkıntılı evresinden geçtiğini değerlendirdi.
Ortadoğu'daki gelişmeleri yakından takip eden uluslararası ilişkiler uzmanları, İsrail'in son dönemde izlediği agresif politikanın bölgesel istikrarsızlığın en önemli tetikleyicisi haline geldiğine dikkat çekti. Uzmanlara göre, Tel Aviv yönetiminin "sonsuz savaş" olarak adlandırılabilecek stratejisi, İsrail'i Ortadoğu'nun en sorunlu ülkelerinden biri konumuna taşıdı.
ABD ile İlişkilerde Tarihi Gerilim
İsrail'in uzun yıllardır en güçlü müttefiki olarak kabul edilen Amerika Birleşik Devletleri ile olan bağlarında ciddi bir aşınma yaşandığı belirtiliyor. ABD'den birçok kademeden gelen uyarı ve eleştirilere rağmen savaş politikasından taviz vermeyen İsrail hükümetinin, Washington ile diplomatik mesafesini giderek artırdığı ifade ediliyor.
Uzmanlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihinin en sıkıntılı döneminden geçtiğini savunarak, İsrail'in Gazze ve Lübnan başta olmak üzere bölgede yürüttüğü askeri operasyonların ABD kamuoyunda ve yönetim katmanında derin rahatsızlık yarattığını vurguladı.
Bölgesel Yansımalar ve Stratejik Riskler
Analistler, İsrail'in benimsediği "bitmeyen savaş" anlayışının yalnızca ABD ile ilişkileri değil, aynı zamanda bölgedeki diğer aktörlerle olan diplomatik kanalları da tıkadığına işaret etti. Bu durumun, İsrail'in uluslararası arenadaki yalnızlaşmasını hızlandırdığı ve uzun vadede ülkenin stratejik çıkarlarını tehdit edebileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Öte yandan ABD'nin, İsrail'e verdiği askeri ve mali desteği sürdürürken artan bir şekilde itidalli davranma çağrıları yaptığı, ancak bu çağrıların Tel Aviv yönetimi üzerinde istenen etkiyi yaratmadığı bildiriliyor. Uzmanlar, mevcut tablonun iki müttefik arasındaki ilişkinin yapısal bir krize doğru evrildiğine işaret ettiğini söyledi.


