Bahadır Kurbanoğlu, emanet kavramının hem yönetim hem de güvenilirlik anlamı taşıdığını ve Kur’an-ı Kerim’de altı yerde geçtiğini belirtir. Nisa 58 ayetine göre emanetleri ehliyet ve liyakat sahiplerine vermek, insanlar arasında adaletle hükmetmek ve Allah’ın her şeyi işitip gördüğünü bilmek birbirinden ayrılamaz ilkelerdir.

Yazar, Enfal 27’de emanete hıyanetin Allah’a ve rasulüne hainlikle birlikte anıldığını, Al-i İmran 161’de ise peygamberlerin bile emanete ihanet etmesinin ağır sonuçları olduğunu hatırlatır. Bu uyarılar, kamu görevlerinin ehliyet, liyakat ve adalet temelleriyle yürütülmesi gerektiği yönünde bir çerçeve sunar.

Menar müelliflerinin Nisa 58 ve 59 ayetlerine ilişkin değerlendirmelerine göre emanete riayet yalnızca tavsiye değil, hüküm biçiminde bir emirdir. İbn Teymiyye’nin es-Siyasetu’ş Şeria adlı eserinde de yönetimi ehli olmayanlara vermenin toplumsal düzeni bozabileceği, bu nedenle idarecilerin işlerini ehil ve hayırlı kişilere tevdi etmesi gerektiği belirtilir.

Kurbanoğlu, bu ilkeler günümüzde de bilinmesine rağmen yozlaşma, adaletsizlik ve kutuplaşmanın sürdürülmesini sorgular. Sorunun yalnızca bireysel dürüstlük eksikliği değil, normları zayıflatan ve hesap verebilirliği ortadan kaldıran bir sistem meselesi olduğunu savunur. Mahalleden çıkan iktidar unsurlarının da çağdaş ilkeleri inanç ölçeğinde uygulaması gerektiğini belirtir.

Yazar, Finlandiya örneğini, bir toplumun kendi kültürüne uygun ilkeleri sistemleştirerek uygulaması bakımından değerlendirir. Emanet, yönetim, şeffaflık, denetim, kurumsal hafıza, hukuk devleti, ehliyet-liyakat ve hesap verebilirlik başlıklarıyla ortaya konan yaklaşımın sistemik bir dönüşüm oluşturabileceğini öne sürer.

Kurbanoglu, İMH ve Hüdai Vakfı’nın bildirilerinde fon vurgunu ile birlikte şeffaflık, denetim, hesap verebilirlik ve kayırmacılık gibi kavramlara yer vermesini önemli bulur. Bu kavramların daha geniş kitlelere yayılmasının, kimlik tartışmalarının ötesine geçerek ahlaki ve toplumsal bir dönüşüme katkı sağlayabileceğini umut eder.

Kaynak: Karar