Fransa'nın banliyölerindeki liselerde öğretmen eksikliği, bütçe yetersizliği ve bakımsız sınıflara karşı başlayan öğrenci hareketi, Sarı Yelekliler'in desteğiyle büyük eylemlere dönüştü. 17 Ekim'de 800 binden fazla kişinin katıldığı gösteride çatışmalar ve yağmalar yaşandı.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, meşruiyeti bulunmayan kişi ve grupların düzenleyeceği gösterilerin yasaklanacağını açıkladı. Tarihçi ve siyaset bilimci Samim Akgönül, Fransa'da siyasetin hâlâ sokağın önemli aktörlerinden biri olduğunu, katılımcı demokrasisi çerçevesinde güçlü bir örgütlenmenin sürdüğünü belirtti.
Akgönül'e göre sosyal devletin zayıflaması gençler, öğrenciler, emekliler, işçiler ve işsizler arasında birikmiş öfkeyi büyüttü. Kortejin sonunda görülen şiddet görüntüleri bir yandan halkın taleplerini geri plana itebilirken diğer yandan görünmez durumdaki sorunları gündeme getirdi. Gençlerin eylemlerini yalnızca mağaza vitrinlerine indirgemek büyük hata olur.
İspanya'da konut ve barınma krizi protestoların temel gerekçesi oldu. 70 yıldır kirada yaşayan 87 yaşındaki Maricarmen Abascal'ın tahliyesi tepkiyi artırdı; kısa süre sonra hayatını yitirmesi öfkeyi büyüttü. Madrid'de Puerta del Sol Meydanı çadır eylemlerine dönüştü ve Başbakan Pedro Sánchez erken seçim ilan etti.
İtalya'da düşük ücretler ve yüksek yakıt fiyatları, Belçika'da ise üniversite harçlarının artırılması ve ulaşım indirimlerinin kaldırılması halkı sokağa çıkardı. Arnavutluk'ta Tiran'da başlayan öğrenci eylemleri başka şehirlere yayıldı; eylemlerde temel yakınma hayat pahalılığı olarak belirtildi.
Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Başkanı Deniz Tansi, Fransa'daki ekonomik ve sosyal sorunların Avrupa genelinde benzer tepkiler doğurduğunu ve ortak bir doktrin bulunmadığı takdirde aşırı sağ siyasetlerin güç kazanabileceğini düşündü. Tansi, sürecin ana akım sağ ve sol partilerin ötesine geçtiğini, Fransa için Marine Le Pen'in yükselişi ihtimaline işaret etti.
Kaynak: Hürriyet